04.22.2024

Alparslan Hoca, ‘Kur korumalı mevduat hesabı açma’ konusunu değerlendirdi!

Alparslan Hoca, dövizdeki düşüşün ardından gündeme gelen ‘Kur korumalı mevduat hesabı’ konusunu fıkhi açıdan açıkladı.

Furkan Hareketi Lideri Alparslan Kuytul Hoca, dövizdeki düşüş ile birlikte gündeme gelen “Kur korumalı TL mevduat hesabı açmak caiz midir?” sorusunu değerlendirdi.

Şimdi hükümet faizi yükseltmemiş mi oldu? Öyle bir yükseltti öyle bir yükseltti ki ancak bu kadar olur. Ama gizli bir şeklide yükseltti. Görünürde sanki faiz yükseltilmemiş gibi. Bundan daha büyük faiz mi olur?” diyen Alaprslan Hoca, şu ifadeleri kaydetti:

‘Korumalı TL Mevduat Hesabı Nedir?’

“Bu nedir? “Korumalı TL Mevduat Hesabı” dedikleri şey; bankanın verdiği normal faiz yeterli gelmezse döviz, verilen faizden daha fazla yükselirse devletin onu kendi cebinden karşılamasıdır. Devlet, millete söz veriyor: Ben devletim ve size garanti veriyorum. Paranızı TL’ye çevirin, bankaya koyun, böylece dolar düşsün. Evet, dolar suni bir şekilde yükseltildi. 1 ay kadar evvel sanıyorum 8,5 lira civarındaydı. Bir anda nasıl olduysa oldu,18,5 liraya kadar çıktı. Sonra hükümet bu çağrıya başvurunca hemen tekrar 11,5 liraya düşüverdi. Aşağı yukarı 7 lira düştü. Bu, normal bir şey değil. Bu bir plan. Ne bu kadar yükselmesi normal ne bu kadar düşmesi normal.

‘Bunun Sonu Yok!’

Bu yapılan doğru mudur? Ekonomist değilim ama ekonomistler de bunun sonunun olmadığını söylüyorlar. Daha evvel de iki defa uygulandı ve kötü sonuçlar verdi. Turgut Özal, bir röportajında 1984-89 arasında bunların borçlarını ödediğini anlatıyor. Diyor ki: ‘Allah bize bir daha böyle bir şey nasip etmesin. Bizden evvelki hükümetler böyle bir iş yaptılar, borçları bize kaldı. Halka böyle garanti verdiler ve o şekilde dolar çok yükselmesin diye günü kurtarmaya çalıştılar.

Eğer o zaman bu kadar borç bize kalmış olmasaydı o zamanın parasıyla aile başına 1 milyon TL para verebilirdik. O parayı faizcilere, aynı şimdiki gibi bu şekilde parasını bankaya garantili koymuş olanlara vermeseydik aile başına 1 milyon TL verebilirlik, diyor. 500 fabrika yapabilirdik, şu kadar otoban yapabilirdik, şu kadar işsize iş bulabilirdik…’ Böyle birtakım rakamlar söylüyor. Bunun çok kötü olduğunu söylüyor ve kendinden sonraki nesillere ve siyasetçilere “Bir daha böyle bir şey yapmayın.” diye öğütler veriyor. Bir daha hiçbir hükümet böyle bir şey yapmaya kalkışmasın. Sonraki hükümetleri de milleti de zor duruma düşürüyor, diyor. Gerek 1967 gerek 1974’te yapılmış ve sonuçları kötü olmuş. Özal da bundan illallah etmiş. Çok borç ödemek zorunda kaldık, diyor.

‘İşin İçinde İnat Var!’

Şimdi hükümet o acı reçeteyi uygulamak zorunda kaldı. Biraz da inat var işin içerisinde. “Faizi indireceğim, ha indireceğim” deyip duruyorlar. Peki, şu anda faiz inmiş mi oldu? Hayır. Faiz yükseltilmiş oldu. Millet kandırılıyor. Güya faizi %14’e indirdiler, dolar fırladı. Bu sefer de doları düşürebilmek için bunu yapmak zorunda kaldılar. Bankalar şu anda %18-19-20 faiz veriyorlar. Hani %14 olacaktı? Anlaşılan şu ki: Hükümet bankalara gizliden göz kırpıyor. Ben sözümü yiyemem. İlla da indireceğim, dedim. İnat ettim. Herkes bunu konuşuyor. Ben sözümü yiyemem ama siz arttırın. Siz %20 yapın. Ben %14 diyeyim, siz %20 faiz verin. Hem ben sözümü yememiş olayım hem de vatandaşa ödeyeceğim miktar azalmış olsun. Garanti veriyor ya. Ben dolara göre sizin eksiğinizi tamamlayacağım, diyor.

O zaman bankanın verdiği faiz ne kadar çok olursa devletin ödeyeceği miktar o kadar azalır. Onun için bankalara el altından “Faizi %20’ye çıkartın” diyor. Banka müdürleri ile banka sahipleri ile anlaşıyorlar. Siz %20 yapın ve dolar yükseldiğinde zaten %20 verdiğiniz için benim millete ödeyeceğim kısım azalmış olsun. %6’lık kısmı siz ödemiş olun. Bankaya “Sen neden %20’ye çıkarttın, ben sana %14 demedim mi? %14’e indireceksin” diyebilir, demiyor. %20 vermesine razı oluyor. Böylece kendinin halka ödemek zorunda kalacağı miktarı azaltıyor. Halka diyecek ki: Sen %20 almadın mı? Evet. Ne kadar eksiğin var? 100 lira eksiğim var. Al sana 100 lira. Bankadan %14 almış olsaydı o zaman mesela eksiği 120 lira olacaktı. O zaman devlet vatandaşa 120 lira ödeyecekti. 100 lira ödeyeyim, 120 lira ödemeyeyim diye %20’ye kadar çıkarmalarına müsaade etti. Bu, faiz değil mi şimdi?

‘Faizin Kralı Sizde!’

Faize karşısınız öyle mi? Sizinki faizin kralı. Hem de döviz üzerinden faiz vermiş oluyorsunuz. Adam TL’de olduğu halde dövizdeymiş gibi muamele görüyor. Ne kadar döviz yapıyorsa onu alıyor, üzerine bir de %20 faiz alıyor. Böyle bir faiz dünyada yok.  Mesela banka TL’ye ne kadar veriyor? Diyelim ki %20. Döviz olarak koyarsanız kaç lira verir? % 1-2 filandır. Bankalar dövize fazla vermez. Şimdi devlet zaten “Dövizi sana vereceğim” diyor. “Sen ayrıca bankadan da TL olarak %20 alacaksın” diyor. Yani vatandaş döviz üzerinden normalde %1-2 alacakken şimdi TL üzerinden %20 almış olacak. Çok daha fazla faiz almış olacak. Şimdi faizi düşürdünüz mü arttırdınız mı? Siz hesap mı bilmiyorsunuz? Başka hesaplar peşinde misiniz?

‘Hükümet Faizi Gizlice Yükseltti’

Şimdi hükümet faizi yükseltmemiş mi oldu? Öyle bir yükseltti öyle bir yükseltti ki ancak bu kadar olur. Ama gizli bir şeklide yükseltti. Görünürde sanki faiz yükseltilmemiş gibi. Bundan daha büyük faiz mi olur? Efendim “Banka yüksek faiz vermiyor ki devlet veriyor.” Vatandaş bu şartla götürüp bankaya koyuyor. Şart koşulmuştur. Anlaşma budur. Şart koşulduğu zaman faiz olur. Bu devletin hibesi olamaz. Hibe caizdir. Devlet milletine hibe edebilir. Hayvancılık yapanlara, esnafa vs. hibe olarak verebilir. Devlet zaten kendi babasının parasını vermiyor, bizim paramızı bize veriyor. Devlet hibe edebilir ama bu hibe değil. Bu hibe değil çünkü şart koşma var. Vatandaş, parasını bu şartla bankaya götürüp koyuyor. Bu faizdir.

‘Yapılan İşlemler Caiz Değil’

Bir kere faizli bankalara götürüyor. Faizli bankalar zaten faizci. Bunlarla faizli bir anlaşma imzalıyor. Bu zaten caiz değil. O faizli bankaları desteklemek, parayı oraya koymak, onların milletin kanını emmesini sağlamak; o zaten caiz değil. Çünkü biri götürüp para koyuyor, banka o parayı alıyor fakir fukaraya, zor duruma düşenlere faizli kredi veriyor. O parayla zengin oluyor, milletin kanını emiyor. Bu sömürü düzenine yardım etmek zaten caiz olamaz. Bu faizci bankalara para koymak zaten caiz olamaz. Ayrıca siz bankadan %20 alsanız da devlet diyor ki: Eğer bankanın verdiği az gelirse bu şartla gerisini ben tamamlayacağım. Vatandaş da bu şartı koşmuş gibidir. Dolayısıyla bu, haramdır.

‘Şart Koşma Hibe Değil Faizdir’

Şunu kast ediyorum: bu hibe sayılamaz. Mesela bir köyde bir kasabada veya bir şehirde şöyle bir adet olsa: Mesela oradaki insanlardan biri birinden borç aldığı borç veren şart koşarsa: Al sana 100 bin lira borç. Ben faiz istemiyorum fakat sen bana hibede bulun. 100 bin liraya karşı mesela 20 bin lira da hibe et, bana 120 bin lira ver. Bu faizdir, haramdır. Şart koşuyor. Şart koşmasaydı, adam kendi gönlünden ona teşekkür etmek maksadıyla: Al, demiş, 100 bin lira verdin ama sana 120 bin lira veriyorum. Allah razı olsun. Zor günümde bana yardımcı olduğun için bu da gönlümden koptu, veriyorum. Caizdir. Ama o mahallede, o köyde, o kasabada bu yaygınsa caizdir. Borç veren kişi biliyorsa ki: o kesinlikle bana 100 yerine 120 verecek. Bunu biliyorsa, orada böyle bir âdet yerleşmişse o âdet şart yerine geçer ve o şart koşmuş gibidir. Yani faiz almış gibidir ve haram olur. O bölgede nasıl olduğuna bakılması icap eder. O, şart koşma gibidir, şart yerine geçer.

Mesela birisi diyelim ki bir ceket diktirecek, bir terziye kumaş verse. Kaça dikiyorsun? Mesela 100 liraya dikiyorum. Dikti, parasını vereceği zaman terzi dese ki: Ben 100 liraya diktim ama el emeği 100 lira. Ben buna astar kullandım, düğme kullandım, iplik kullandım vs. Onlar içinde mesela 20 lira daha vereceksin. Bu olay mahkemeye intikal etse İslam hâkimi şuna bakar: Bu bölgede adet nasıldır? Terziye kumaşı götüren insan bir fiyat üzerinde anlaşıyor. Astar, iplik vs. o fiyata dâhil midir değil midir?

Resmen devlet diyor ki: Ben bunu vereceğim. Vatandaş da bu parayı bankaya koyarken buna güvenerek bankaya koyuyor ve bunu şart koşmuş oluyor. Bu anlaşmayı yapan kimse “Ben bankadan %20 alacağım, dolara göre eksik olursa gerisini sen vereceksin” diye şart koşmuş oluyor. Dolayısıyla faiz olmuş oluyor. Bu bir hibe sayılamaz çünkü şart koşma var. Şart koştuğu zaman faiz olur. “