02.24.2024

İktidar önünü göremiyor

Türkiye’nin ‘orta gelişmişlikte ülke’ olmasından kaynaklanan yapısal sorunlar bir tarafa, yaşamakta olduğumuz ağır güncel sorunların temelinde, iktidarın önünü görememesi yatıyor. Dış politikadaki yalnızlığın da ekonomideki ağır krizin de büyük ölçüde sebebi bu.

Erdoğan on bir yıl önce, 29 Nisan 2011 günü TÜMSİAD konuşmasında “enflasyon, faizin sonucudur, vatandaşımızı faize ezdirmeyeceğiz” diyerek ‘heterodoks’ bir yola girerken doğru yaptığını düşünüyordu. Fakat 2022 bütçesine 224 milyar lira faiz ödeneği koymak zorunda kalacağını elbette öngörmüyordu.

Bu kadarını kimse öngöremez ama 2014’ten itibaren ‘ortodoks’ iktisatçılar, mesela Kemal Derviş mesela Daron Acemoğlu, mesela TÜSİAD uzmanları verimliliği arttırmadan tüketim ve rantı körüklemenin ağır enflasyon ve döviz sıkıntısı yaratacağını öngörmüşler ve uyarmışlardı.

EK BÜTÇE BELGESİ

Geçen Aralık ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan “enflasyon ve fiyat artışları hızla düşecek derken temennimizi değil, teknik bir hakikati, mutlaka olması gereken bir durumu ifade ediyoruz” diyordu. (31 Aralık 2021)

Bu anlayışla, 1 trilyon 750 milyar liralık bütçe yapıldı ama enflasyon şahlandığı için beş ayda tüketildi, şimdi “ek bütçe” ile 1 trilyon 80 milyar lira daha istiyor. 2022 bütçesi çıkacak 2 trilyon 830 milyar liraya!

Bu nasıl bir öngörü? Hem de “bütçe” gibi en temel dokümanda!

Aralık ayında 2022 bütçesi görüşülürken, bakın, Samsun milletvekili iktisatçı Erhan Usta ne demişti:

“Getirdiğiniz bütçenin üçte biri çok kısa süre içerisinde eridi… Yanlış borçlanma politikanız yüzünden 39 günde Hazine’nin borcu 606 milyar lira arttı…” (9 Aralık 2021)

İstanbul Milletvekili iktisatçı Akif Hamzaçebi kur, faiz ve enflasyon rakamlarını vererek şöyle demişti:

“Hem harcama tarafını hem gelir tarafını düzenleyen hem bu çerçevede borçlanma dengesini yeniden kuran ek bir bütçeye mutlaka ihtiyaç var.” (20 Aralık 2021)

Görüyor musunuz iktisat ilminin nasıl gerçek “öngörü” kazandırdığını?

‘MANDACI İKTİSATÇILAR’

Sıkı particilik ya da ideoloji gözlüğüyle bakmak objekitf gözlem ve öngörüyü engelliyor.

İktidar da mesela Mısır’la yıllar boyu kavga ederken Doğu Akdeniz’de yalnızlığa sürükleneceğimizi öngöremedi. Ekonomide tüketimi körüklerken bunun enflasyonu patlatacağını öngöremedi.

Yukarıda sözlerini aktardığım iktisatçılar Erhan Usta İYİ Parti, Akif Hamza Çebi CHP adına o konuşmayı yaptılar. Belli ki doğruyu, maddi gerçeği dile getirmişler.

Ama “mandacı iktisatçılar” diye, “faizciler” diye damgalarsanız kendi zihninizi doğru bilgiye, uyarıya, öngörüye kapatmış oluyorsunuz.

Bilim zihniyetinin, analitik düşüncenin gelişmediği toplumlarda, ister sağ, ister sol, yaygın bir düşünce biçimidir. Oy getirebiliyor. Hele de güç hırsı eklenince büsbütün katılaşıyor, adeta ideolojik dogmatizm haline gelebiliyor.

‘NASS VAR NASS’

Siyasi ve sosyal fikirleri “nass var” diyerek takdim etmek veya reddetmek de böyle. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini hatırlıyorsunuz:

“Nass ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor?” (17 Kasım 2021)

Fıkıhta naslarla ilgili içtihatlar tartışmasına girmeyeceğim. Hangi faiz diye de sormayacağım. Yalnız ortada çok ciddi bir soru var: Faizi aşağı çekmenin yolu siyasi emir vermek mi? Merkez Bankası’nın bağımsızlığını bitirmek mi? Yüzde 11 dolar faiziyle “küresel sermaye”ye borçlanmak mı?.. Olmadığı görüldü.

2022 bütçesine 240.4 milyar lira faiz ödeneği konulmuştu. Ek Bütçe ile buna 89.4 milyar daha ekleniyor, toplam 330 milyara yakın faiz edecek iktidar!

Tarıma desteği 104 milyara çıkardık diye övünüyorlar!

REFORM YOLU

Heterodoks iktisat, yanlış öngörülere, tersine sonuç veren önlemler… Sonuç ortada, hepimiz ekmeğimiz küçülerek yaşıyoruz bunları.

2002’de reforme edilmiş sağlam bir ekonomik yapı devralan iktidar, o çizgide on yıl iyi götürdü, çizgiden ayrıldığı son on yılda ‘heterodoks’ yanlışlar yüzünden küçülmüş ve reforma muhtaç bir ekonomiye getirdi ülkeyi.

Türkiye’nin çıkışı 1980’de Turgut Özal’ın, 2001’de Kemal Derviş’in yaptığı gibi yapısal reformlardır. Geciktikçe faturası büsbütün ağırlaşıyor maalesef.