02.21.2024

İsrail, Mısır’ın 80 askerin mezarını ortaya çıkarma talebine niçin boyun eğdi?

Lapid, Sisi’ye karşılık vermek ve arşive başvurmak zorunda kaldı

Daha önceki suçları reddetme yoluna başvuran İsrail, şimdi ise emsal teşkil eden bir karar aldı. Yair Lapid başkanlığındaki İsrail hükümeti, 1967 savaşında 80 Mısırlı askerin diri diri yakılarak Kudüs’ün kuzeyindeki Latrun şehrinde toplu mezara gömülmeleri konusunda İsrail arşivlerinde yer alan verileri araştırma sözü verdi.

Lapid’in bu kararı, ABD Başkanı Joe Biden’ın bölgeye yönelik ziyaretinin arifesinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile yaptığı görüşme sırasında geldi. Sisi, Mısırlı 80 askerin diri diri yakılması suçuyla ilgili İsrail arşivlerindeki verileri Lapid’e sundu. Söz konusu askerlerin Latrun’daki Yahudi yerleşim yeri Kibbutz Nahshon’da toplu mezara gömüldüğü söyleniyor. Kibbutz Nahshon, sayıları 40 ile bin 500 arasında değişen, birlikte yaşayıp birlikte çalışan bir grup Yahudi çiftçi veya işçiden oluşan bir yerleşim birimi.

Mısır İstihbarat Servisi Başkanı Abbas Kamil’e askerlerin defnedildiği yeri bulacağı, bu konuyu hassaslıkla takip edeceği sözünü veren Savunma Bakanı Benny Gantz, Twitter hesabından yaptığı açıklamada telefon görüşmesi gerçekleştirdiği Kamil ile bu konu hakkında arşivlerde yer alan verileri konuştuklarını dile getirdi.

Şeffaf soruşturma

Yıllar önce, Tel Aviv’deki askeri denetim, askeri ve güvenlik konularında uzun bir süre ‘gizli dosyalar’ arasında yer alan arşivlere erişime izin vermeye başlamıştı. Ardından onlarca kişinin öldürüldüğü bazı suçlara dair detaylar ortaya çıkmış, ancak İsrailli yetkililer dosyalarla ilgilenmeyi reddetmişti.

Lapid, bölgede cereyan eden meseleleri ele alma yönünde Sisi ile gerçekleştirdiği konuşmada 80 Mısırlı askerin yakılması suçunun gündeme getirileceğini düşünmemişti. Nitekim davayı araştırma talebine bir karşılık vermek zorunda kalan Lapid, konuyu derinlemesine inceleme ve ilgili Mısır makamlarını bilgilendirme sözü verdi.

Ancak İsrailliler, arşivin sunduğu ayrıntıların herhangi bir soruşturma olanağına izin vermediği düşüncesinde. Toplu mezarın bulunduğu yere ulaşmanın yolu, İsrail Harita Merkezi’nde bulunan Haziran 1967 tarihli hava fotoğrafları arşivine göz atmaktan geçiyor.

Bazıları, söz konusu askerlerin 18 Haziran’da gömüldüğünü, bu tarihteki fotoğraflara göz atılabileceğini söylüyor.

Mini İsrail

İsrail arşivlerindeki verilere bakıldığında, Mısırlı askerlerin toplu mezarının üzerine badem ağaçlarının dikildiği, 2000 yılında burada bölgenin en önemli turizm projelerinden biri olan ‘Mini İsrail’ projesinin hayata geçirildiği görülüyor.

Bu suç ilk kez yerel bir gazete aracılığıyla ifşa edilmişti. Ancak Kibbutz yetkilileri, söz konusu arazilerin elden çıkarılmasıyla ilgili konuları tartışmama kararı aldı. O sırada Kibbutz üyeleri toprağı işlemeye başladığında büyük bir toplu mezarın kalıntıları keşfedildi. Askeri denetimin bu mezara dair verilerin yayılmasını engelleme emri yayınlaması üzerine Kibbutz üyeleri bu konuda konuşmaktan kaçındı. Kibbutz üyesi Dan Meir, 1990’larda bu mezara dair ayrıntılarını haber yapmak istese de askeri sansür tarafından reddedildi.

O dönemde basına verdiği demeçte konuyla ilgili bildiklerinin kendisini oldukça rahatsız ettiğini ve yıprattığını ifade eden Meir, kısa açıklamalarının iki yıl ardından vefat etmişti.

Fosfor bombaları

1967 savaşı ile ilgili İsrail arşivlerine bakıldığında, Latrun’da Ürdün kolordusundan küçük bir kuvveti mevcuttu. Bu kuvvetlere yaklaşık 100 askerin yer aldığı, 33. Tabur’dan Mısırlı komando kuvvetleri de dahil edilmişti. Mısır kuvvetleri Lod, Tel Nuf ve Ramla’daki hava kuvvetleri üslerini ele geçirmeyi planladı. Karşısında ise İsrail ordusuna bağlı 4. bölgesel tugay kuvvetleri ve Yahudi yerleşim birimleri savunma güçleri mevcuttu. Savaşın ilk gününde (5 Haziran) Mısırlılar bu yönde havan topları ateşlediler. İkinci gün ise 4. Tugay Komutanı Moshe Yotvat, yerleşim bölgesinin işgal edilmesini emretti. Burası iki saat içerisinde Latrun polisinin emri altına alındı. Ayalon Ovası birkaç saat sonra İsrail ordusunun elindeydi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Bölge, Kibbutz Nahshon’un kurucularından Yarbay Zeev Bloch tarafından yönetiliyordu. Bloch’un anılarında, “Mısır komando birliği askerleri bölgede ve haritasız bir şekilde kayboldu. Savaşın ikinci günü 6 Haziran’da onlarla ilk çarpışma gerçekleşti. Kibbutz’u çevreleyen dikenli tarlalara sığındılar. İsrail piyade taburunun bölgeyi kuşatması ardından bölgede çıkan yangında yaklaşık 80 asker öldü” ifadeleri geçiyor. Bloch, yangının fosfor bombalarının atılması ardından çıktığını söylüyor. Askerlerden geri kalanının ise esir alındığını belirtiyor.

Latrun manastırından bir keşiş Guy Khoury, İsrail ordusundan küçük bir kuvvetin bir buldozerle Kibbutz’a gelerek 20 metre uzunluğunda bir mezar kazdığını söylüyor. Mısırlı askerlerin kimliklerine dair hiçbir bilgi alınmadığını da ekliyor.

Sahada bulunan bir İsrail ordusu askeri yaklaşık 80 ceset saydığını açıkladı. Bir Kibbutz üyesinin ölülerin birinden değerli bir saat alıp bu saati ölene kadar elinde tuttuğu, bir diğer üyenin ise bir ölünün elinden Kalaşnikof tüfeğini aldığı yönünde söylentiler mevcut.

Mezar ilgili tüyler ürpertici açıklama

Kibbutz üyesi Rami Yizrael’in bu konudaki şu ifadesi ise tüyler ürpertici:

Bir Kibbutz görevlisiyle birlikte buraya toprağı işlemeye geldim. 5. parsele giden yolda toplu mezarın olduğu kısımdan korkunç bir koku geliyordu. Sersemlediğim için devam edemedim. Bunun üzerine bu konu üzerine durmaya karar verdim. Mısır komandolarına ait, muhtemelen patlayıcılar tarafından vurulmaları ardından parçalara ayrılan iki kol ve iki bacak buldum. Onları bir çapayla gömdüm. İşe yaramadı. Koku duruyordu. Büyük toplu mezara gittim. Buradan yarım bir cesedin fırladığını görünce dehşete düştüm. Üzerini hızlıca örttüm.

İsrail ordusunda kıdemli bir subay, ayrıntıların çirkinliğinin bölgesel infial yaratacağı korkusuyla bu davanın yayınlanmasının yasaklandığını itiraf etti.