07.12.2024

Maliki mezhebin kurucusu, İmamı Malik Kimdir?

Maliki mezhebin kurucusu, İmamı Malik kimdir? İmamı Malik hayatı, İslam dinindeki yeri ve önemi, Eserleri, İmamı Malik hakkında tüm detaylar sizlerle…

İmam Malikin tam adı Malik ibnu Enes ibni Malik ibni Ebi Amir el-Asbahidir. Künyesi Ebu Abdillahtır. Medinede dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Ancak yaygın olan rivayete göre h. 93 (M. 711 – 712) yılında doğmuştur. Ailesi Yemen asıllıdır. Dedesi Malik ibnu Ebi Amirin Yemen valisinden zulüm görmesi sebebiyle Medineye hicret ettiği rivayet edilir.

Malik ibnu Enes, çocukluk yaşlarında Kuran-ı Kerimi ezberleyerek hafız oldu. Kuran-ı Kerimi ezberledikten sonra Resulullah (s.a.s.)ın hadislerini ezberlemeye ve bu alanda ilim tahsil etmeye başladı. İlmi tahsiline Medinenin ileri gelen alimlerinden ders alarak başladı. Bunların başında da uzun süre kendi-sinden ders almış olduğu Abdurrahman ibnu Hurmuz gelmektedir. Onun yanı sıra Rabia ibnu Abdirrahman, İbnu Şihab ez-Zuhri, Ebu Zinad, Yahya ibnu Said el-Ensari başta olmak üzere yüz kadar ilim adamından ders almıştır.

Hem hadis hem de fıkıh ilminde önemli yeri olan ve Müslümanlar arasında en çok yayılan dört fıkıh mezhebinden de birinin imamı olarak bilinir.

İlim Tahsili

Önce Kur’an-ı kerimi ezberledi. Kendisinin isteği ve ailesinin yardım ve teşvikiyle ilim öğrenmeye başladı. Bu hususta kendisine en çok annesi ilgi göstermiştir. Annesine, ilim tahsiline gitmek istediğini söyleyince, ona en güzel elbiselerini giydirerek sarığını sarıp: “Şimdi git, oku, yaz” demiştir. Ayrıca oğluna zamanın meşhur âlimi Rabi’at’ur Rey’in yanına gitmesini, ondan ilim ve edep öğrenmesini söylemiştir. Bu teşvik üzerine Rabi’a bin Abdurrahman’ın derslerine devam edip, genç yaşta re’ye dayanan fıkıh ilmini öğrendi Diğer âlimlerin de derslerine devam etti ve bilhassa yanından hiç ayrılmadığı hocası Abdurrahman bin Hürmüz’ün derslerinden çok istifade etmiştir. 

Şemaili ve Kişiliği

İmam Malik, heybetli biriydi. Takva ve vakarı bu heybetine manevi bir hava da katıyordu. Hafızası çok güçlüydü. Çoğu zaman dinlediklerini bir dinlemede ezberleyebiliyordu. Zühd ve takvasıyla ün kazanmış biriydi. İlmi öğrenme ve öğretme işinde herhangi bir maddi çıkar gözetmemiş sadece Allahın rızasını aramıştı. İlmin bir nur olduğunu ancak bu nurun sadece kalbini takva ve ihlasla doldurmuş kimselerin gönüllerine yerleşebileceğini söylerdi. İhtilaflı mevzularda insanlarla tartışmaya girmekten kaçınır ve bu tür tartışmaların kin ve nefret sebebi olacağını söylerdi. Onun döneminde yaşamış pek çok ilim adamı kendisinden övgüyle söz etmişlerdir.

Hadis Aldığı Kişiler

İmam Malik ilim tahsilinde hadis öğrenimine bü-yük önem vermiştir. Bu amaçla birçok kişiden hadis dinlemiştir. Hadis dinlediği kişilerin başta gelenleri i-se şunlardır: Abdullah ibnu Ömerin kölesi Nafi Mu-hammed ibnul-Munkedir, Ebuz-Zubeyr, İbnu Şihab ez-Zuhri, Amir ibnu Abdillah, Abdullah ibnu Dinar. Bunlardan Nafi ibnul-Muktedirden aynı zamanda Hz. Ömer (r.a.)in ve Abdullah ibnu Ömerin fetvala-rını öğrenmiştir.

Malik ibnu Enes, ilim hayatında Medine dışına pek çıkmadığından ve diğer bazı muhaddisler gibi i-lim seyahatlerinde bulunmadığından kendilerinden hadis aldığı kişiler genellikle Medineliydiler.

İmam Malik’in Talebeleri

Meşhur öğrencileri şunlardır: Abdurrahman İbn Kasım (ö.132/749), Mâlik’ten yirmi yıl süreyle fıkıh okudu; Leys b. Sa’d’dan (ö.175/791) ilim aldı, Mâlikî mezhebinin ünlü Müdevvene isimli eserini nakletti. Bu eseri Sahnun (ö.240/854), ondan alarak, fıkıh tertibi üzere düzenledi.

İlimdeki Metodu ve Yeri

İmam Malik, hocalarından İbnu Şihab ez-Zuhri ve Rabia ibnu Abdirrahmana ders verip veremeyeceğini sormuş ve onların olumlu cevap vermelerinden sonra ders ve fetva vermeye başlamıştır. Onun bu hareketi bir tür icazet alma niteliği taşıyordu.

Malik ibnu Enes, bir hadis alimi olmasının yanı sıra aynı zamanda ünlü bir fıkıh alimi ve mezhep imamıydı. Kitap ve sünnetten hüküm çıkarmada ün kazanmıştı. Bunun yanı sıra cerh ve tadil ilminde yani ravilerin rivayetlerinde ne derece güvenilir olduklarının belirlenmesinde, kimlerin rivayetlerinin delil olup kimlerininkinin olamayacağının tespitinde de maharetli ve geniş bilgi sahibiydi. Hatta cerh ve tadil ilminin birçok kuralının onun tarafından konulduğu nakledilir.

Vefatı

İmam-ı Malik şerefli ve tertemiz bir ömür sürdükten sonra miladi 795 yılında Medine’de vefat etmiş, orada Baki Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Mâliki Mezhebi’nin Ortaya Çıkışı

Maliki mezhebi, İmam Malik Hz.lerinin (ö. 179 / 795) içtihatlarına dayanır. Zaman içerisinde İmam-ı Malik’in talebeleri de onun rivayet ettikleri hadisleri ve görüşlerini toplayarak benimsemiş ve sistemleştirmişlerdir. Onun talebeleri de onun metoduna uygun şekilde karşılaştıkları yeni meselelerde fetva verdiler, böylece de Malikî mezhebi ortaya çıktı.

MALİKİ MEZHEBİ NEREDE YAYGINDIR?

Günümüzde Mısır’da, Kuzey Afrika’da (Tunus, Cezayir, Fas), Sudan’da Mâlikî mezhebi çok yaygındır. Hicaz bölgesinde ise, Mâlikîler’in sayısı oldukça azdır.

İmam Malik’in Eserleri

Fıkha dair eserleri:

1) Muvatta: Fıkha dair eserlerinin en meşhurudur.

2) Kitabu’sSuneTi (Sunne): Abdullah b. Abdilhakem tarafin-an nakledilmiştir.

3) Kitabu’l-Menâsik.

4) Kitabu’l-Mucâlesât: Abdullah b. Vehb tarafından nakledil-aştır.

5) Kitabu’l-Akdıye: Abdullah b. Abdilceiil tarafından rivayet İtilmiştir.

6) Risale fi’l-Fetva: Nadid b. Nazzâr ile Muhamed b. Mutarrif rafından rivayet edilmiştir.

7) Risale: Ebu Yusuf un Kitabu’l-Harac’ma, Maliki mezhebi­ne göre, bir ilave teşkil eder görünen, halife Harun Reşid’e karşı itirazlar ihtiva eden bu eserin mevsukiyeti hakkında ciddî zanlar vardır. Bulak’ta 1311’de yayımlanmıştır.

8) el-Mudevuenetu’l-Kubrâ: Tunus’lu Sehnun b. Abdisselam (Ö. 240/854), Esed b. Furat’tan okuduğu el-Esediyye’yi Mısır’da Îbnu’l-Kasım’a arzetmiştir. îbnu’I-Kasım’la yaptıkları tashih ve ilaveleri Esed kabul etmemiş, bu ikinci eser el-Esediyye’nin yerini alarak “el-Mudevvene” adıyla anılmıştır. Fıkıh konularına göre tertiplenmiş olup kırk bin mesele, dört bin hadis, otuzaltıbin eseri (sahabe ve tabiûn kavli) içermektedir. İlk kez Mısır’da 1323’te yayımlanmış olan Sehnun’a ait bu eser, çoğu kez îmam Malik’e nisbet edilir.