05.24.2024

‘Şiddeti protesto ederken polisten şiddet görüyoruz’

“Biz şiddeti protesto ederken polisten şiddet görüyoruz.”

Bir sağlık çalışanı, sağlıkta şiddeti protesto için İstanbul’da düzenlenen eyleme polis müdahalesine bu sözlerle tepki gösteriyor.

Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere meslek örgütleri ve sendikalar, Çarşamba günü Konya’da doktor Ekrem Karakaya’nın çalıştığı hastanede uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmesini protesto etmek için iki günlük grev kararı aldı.

Örgütler grev kapsamında Türkiye’nin farklı yerlerinde olduğu gibi İstanbul’da da bir yürüyüş düzenlemek istedi.

Çapa’daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde bir araya gelen ve Çemberlitaş’taki İl Sağlık Müdürlüğü’ne yürümek isteyen sağlıkçılara polis valilik kararını gerekçe göstererek engel oldu.

Polisin kalkanlarla sağlıkçıları ittirdiği ve biber gazı kullandığı müdahalede fenalaşıp yere düşen bir polis memuruna eylemci sağlıkçılar yardımcı oldu.

‘Sizin annelerinize, babalarınıza biz bakıyoruz’

Sağlıkçılar arbede sırasında, “Size hastanede biz bakıyoruz”, “Sizin annelerinize, babalarınıza biz bakıyoruz”, “Biz düşman mıyız?”, “Biz kime hizmet ediyoruz, siz kime hizmet ediyorsunuz?” sözleriyle polislere yer yer tepki gösterdi.

Bu sırada “Sağlıkçıya değil katillere barikat” sloganları atıldı.

Sağlıkçıların yürümekte ısrar etmek üzerine, polisin müdahaleleri sürdü.

Bununla birlikte, bölünen gruplar yer yer ara sokakları ve kaldırımları kullanarak Fındıkzade’de yeniden bir araya gelerek Çemberlitaş’a yürüdü.

Alkış ve kornalarla destek

Yürüyüş sırasında birçok kişi, ev ve iş yerlerinden yaptıkları alkış ile araçlarından çaldıkları kornalarla sağlıkçılara destek verdi.

Eylemde konuştuğumuz, bazıları isimlerinin yazılmasını istemeyen hekimler, sağlıkta şiddetin sağlık sistemindeki büyük sorunların bir parçası olduğunu savundu.

Hekimler, konuyla ilgili yasal düzenlemelerin önemine de dikkat çekti.

Doktor Figen Küçüksezer, daha önce yapılan sağlıkta şiddeti önleme amaçlı yasanın kadük çıktığını belirtti ve bundan dolayı ölümlerin sürdüğünü söyledi.

Yeni yasal düzenlemeler gerektiğinin altını çizen Küçüksezer, “Sağlık Bakanlığı’nın önlem alması için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?” diye sordu.

Çapa

‘Biz gitmek istemiyoruz’

Genç bir doktor olan Tahsin Çınar ise genç hekimlerin yurt dışına göç etmek istemesine değinirken bunun sadece ekonomik nedenlerle ilgili olmadığını söyledi:

“Bu artan şiddet iklimi ve birçok hak gaspı nedeniyle genç doktorlar, Türkiye’deki bütün genç unsurlar gibi bu ülkede bir gelecek göremez hale geldiler. 2022’nin ilk altı ayında 1.100 hekim TTB’ye başvuruda bulundu. Bu bir rekor. Geçen senenin toplamından daha fazla olan başvuru bu yıl sadece ilk altı ayda gerçekleşti. Bunun sebebi sadece ekonomik sebepler değil. Bizler görevimizi yapmak istiyoruz. Bizler yaşatmaya çalışırken şiddete, hak gaspına uğramak istemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz.

“Haklarımızı aramak için buradayız yoksa toplum hekimsiz kalacak, sağlıksız kalacak. Biz gitmek istemiyoruz. Ya bu düzeni değiştireceğiz ya bu düzeni değiştireceğiz.”

‘Sağlıkçılarla halk karşı karşıya getirildi’

Bir asistan hekim ise sağlıkçılarla halkın karşı karşıya getirildiğini öne sürdü:

“Sağlıkçılarla halk resmen karşı karşıya getirildi. Halk sağlık hizmetine ulaşamayınca ilk hedefi doktorlar oldu. Halbuki hedef alınması gereken Sağlık Bakanlığı, haklarını oradan talep etmeleri gerekiyor.

“Bir yandan da çalışma şartlarımız ciddi anlamda kötü. AVM’lerde bile silah kontrolü yapılırken hastanelere insanlar istedikleri gibi girebiliyorlar.”

‘Hastanelerdeki şiddet ortamı giderilmeli, randevu sayıları azalmalı’

Bu hekim şiddetin önlenmesinin bütünlüklü bir sistem sorunuyla ilgili olduğunu savundu:

“Hastanelerdeki şiddet ortamının giderilmesi gerekiyor. Bunun yolu cezai uygulamaları ağırlaştırmak değil, randevu sayılarının azaltılması gerekiyor. Bir hastaya yaklaşık 20-25 dakika vakit ayırmamız gerekiyor. Amcam burada, ben o iki dakika ayırıp kapı dışarı edersem o bana elbette öfke duyacak. Ama bana yarım saat ayırtılabilirse, ben onunla hakkıyla ilgilenebilirsem bu şiddet olayları da azalacaktır.

“Hastanelerde malzeme, ekipman yetersizliği var. Biz yeri geliyor hastaya diyoruz ki, ‘Şu malzemeyi dışarıdan al, gel ameliyatını yapalım’. Öyle olunca hasta şöyle düşünüyor, ‘Doktor bir yerle anlaşmış’, halbuki malzeme yok, ben ameliyatı yapabilmem için malzemeye ihtiyaç duyuyorum. Bunun gibi milyonlarca sorun var. Ama özel hastaneleri zengin etmek dışında Sağlık Bakanı’nın bir çabası yok şu anda.”

‘Almanya’ya gideceğim’

Hekim, artık gördüklerinden sonra Almanya’ya yerleşmeye karar verdiğini söyledi:

“Biz poliklinik yaparken can güvenliğimizi düşünerek yapıyoruz. Benim üç yaşında bir oğlum var. Almanya’ya gitmeyi düşünüyorum şu anda. 35 yaşıma geldim. 35 yaşımda bana bunu düşündürttüğü için bu ülkeye teşekkür ediyorum.

Aksaray

‘Bakan istifa’ sloganları

Eylemin sonunda, İstanbul Sağlık Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasında, sık sık “Bakan istifa” sloganları atıldı.

Konuşmalarda hem İstanbul Valisi’ne hem de Sağlık Bakanlığı’na tepki gösterilirken sağlıkta şiddetle ilgili yeni bir yasa talebi de dile getirildi.

Açıklamada konuşma yapanlardan İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ertuğrul Oruç, iş yoğunluyla ilgili daha önce yaptıkları birçok uyarı olduğunu, yoğunluktan dolayı hastalara yeterli hizmeti veremediklerini, hastalarla karşı karşıya geldiklerini söyledi.

Oruç, “Dün bir meslektaşımız katledildi. Bu münferit bir olay değildir. Sağlık sisteminin geldiği noktanın sonucudur” dedi.

Perşembe günü İstanbul’daki farklı hastanelerin önlerinde de eylemler yapıldı.

Taksim İlk Yardım Hastanesi, İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, eylem yapılan hasteneler arasında yer alıyor.

Sağlık meslek örgütleri ve sendikalar, grevlerinin yarın da süreceğini açıkladı.

Örgütler, eylemleri sürecinde acil hastalar, diyaliz hastaları, acil ve riskli gebeler, çocuk aciller, kanser hastaları, yoğun bakım hastalarının bakımının aksamayacağını, yoğun bakım ve yatan hastaların tıbbi zarar görmemeleri için özel gayret gösterileceğini belirtiyor.